in , ,

MuhteşemMuhteşem

Hayatın İçinde Farkındalık ve Dikkat

Hayatın İçinde Farkındalık ve Dikkat

Sevgili okurum, hatırlarsan geçen ayki yazım yoga-nefes bağlantısı ile ilgiliydi. Şimdiki yazımda da hep birlikte ne kadar farkındalıklı bir yaşamın içinde yaşıyoruz ona bir bakmak istiyorum.

Günlük rutinlere, sabahları nasıl kalktığımıza, nasıl bir halde güne devam ettiğimize ve ne şekilde yattığımıza bir göz atalım.

Evet hepimiz farklı farklıyız tabii ki.

Genel olarak sabah kalkmalar bir önceki günün devamı şeklinde devam ediyor. Neden diye soracaksınız, şöyle ki: o duygu ve düşüncenin kalıntıları, yorgunluk halleri, akşam içilen bir kadehin yansımaları mutlaka oluyor.

Her yeni günün bize verilmiş en değerli hediye olduğunu unuttuğumuz, yeni tertemiz enerjilerle başlamayı öngördüğümüz fakat bir türlü konfor alanından çıkamadığımız, bir türlü taze bir başlangıç yapamadığımız günler, saatler, geçen anlar.

Hızlı bir yaşamın getirisi olan, yavaşlamaktan uzak, anın farkında olmadan geçen ömürler.

Bu söylediklerim tabii ki genel, kendi açımdan gözlemlediklerim. İstisnalar kaideyi bozmaz.

Gün içindeki bağımlılıklarımız (benim kahve mesela) farkına bile varmadığımız başkalarına olan tavırlarımız, yansıttıklarımız.

Kısaca gün geçerken anların içinde olduğu, biz okları hiç kendimize çevirmiyoruz öyle değil mi?

Hep dışarıdan gelenlerden etkilenip, bahaneler uydurup geçiştiriyoruz, üstünü kapatıyoruz, halının altına süpürüyoruz, görmezden geliyoruz. Çünkü acıdan ve kendimizle yüzleşmekten o kadar çok korkuyoruz ki o halının altından kirli paslı birçok duygu, düşünce ve karanlıklar çıkacak biliyoruz.

Hep eğlence, sefa, neşe ve zevk arıyoruz; istiyoruz. O şekilde de yaşıyoruz.

Acı var ve onun içinde kalmak, yüzleşmek, durmak, geçmesini beklemek. Sonunda da kabul etmek.

İşte kabul, şükür, tevekkül her ne diyorsak zorlayıcı sürecin meyveleri diyebiliriz.

Aslında hayata hedef yerine süreç olarak bakmak daha anlamlı. Daha az öngörülebilir, esnek, daha az plansız ve deneyime açık, yargısız bir dikkatle yaşayabilmek bizi besleyen kanallar oluşturuyor.

Böylece acıya ve yasa bir süreç olarak bakabilirsek eğer direnç gösterme potansiyelimiz azalacaktır. Onun yerine sabırla geçmesini bekleme süreci gelişecek ve acının ıstıraba dönüşmesi sıfıra inecek.

Istırap insanı içine çeken bir döngü oluşturur. Özgürleşebilmek döngüyü kırmakla mümkün.

Araya kendi yazdığım beşlikle devam ediyorum;

“Zaman değişir.

Her şey değişir.

Sadece içimizdeki öz değişmez.

Daima sizinledir ve özgündür.

İçindeki öze sahip çık ve ona sımsıkı sarıl, teması bırakma.”

Evet güzel dost, böyle anlatınca çok yol gösterici bir harita oldu değil mi?

Kendinde uygulayabiliyor musun ona bakmak en değerlisi. İtiraf etmem gerekirse ben de dirençli bir yapıya sahip biri olarak defalarca ıstırap döngüsünde kaldım. Tek fark ettiğim bu noktada bana kendimden başka kimsenin yardımcı olamayacağını kavradığım zaman oldu.

Kısaca kendinle kalmak, karanlıklarını aydınlatabilmeyi, acının içinde yoğrularak, pişerek öğreniyoruz.

Ve insanoğlunun sınavları türlü türlü. Hepimizinki ayrı, hepimiz katman katmanız. Kişisel olarak yol alıp kendimiz de bir şeyleri aydınlattıkça bütünde de birçok açılım oluyor.

Yol dediğimiz sadece kendimiziz.

Yol da sensin, yolcu da. Durakların var, sınavların var farklı farklı.

Bakış açısına göre zorlayıcı olabiliyor ama şefkatle, adım adım süreç ilerliyor.

Ve bir bakmışsın olmak istediğin değil de yolun seni şekillendirdiği kişi olmuşsun.

Yaşamla bir olmuşsun.

İçinde yoğrulup, demlenip, derinleşip.

Hangimizin nerede olduğu elbette belli değil.

Kanımca hepimiz eşitiz, ne bir eksik ne bir fazla. Sadece yapış şekillerimiz, sınavlarımız, üstümüzdeki katmanlar, yelekler farklı.

Mühim olan erdemlerini kaybetmeden yürüyebiliyor musun?

Bana zararı dokunan bir kişiye de aynı pencereden bakabiliyor muyum yoksa nezaketimi, şefkatimi bilinçli bir şekilde esirgiyor muyum?

Ben bugün buna baktım ve cevabımı aldım. Belki sen de bir sonraki yazıma kadar buna bir bakmak istersin.

Sevgili okurum, önceki yazılarımı da okumak istersen buraya tıklayabilirsin.

Bir sonraki yazıma kadar farkındalıklı, bilinçli dikkatinizle, sağlıcakla ve umutla kalınız.

Sevgilerimle…

Mindful Melike

Ne Düşünüyorsun ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Bedenim Portakal Büyüklüğündeki Kitleyi Bana Nasıl Söyledi

BEDENİM PORTAKAL BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ KİTLEYİ BANA NASIL SÖYLEDİ?

Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi

Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi