in , ,

MuhteşemMuhteşem DahiceDahice

Toplumsal Hendek

Toplumsal Hendek

Hendekler eski zamanlarda kale veya kent sınırlarına kazılır içine su gibi şeyler doldurulurdu. Güvenlik amacıyla yapılırdı. Dışarıdan içeriye girebilecek tehlikelerin yavaşlaması hedeflenirdi. Zamanla amacına ulaşamayınca veya yeterli gelmeyince yerini modern sistemlere bıraktı. Bu sırada tehlikeler de modernleşti.

Her kalenin konum ve toplum itibariyle tehlikeleri başkaydı. Hepimiz toplumun temel taşı olan ailelerimizin içerisinde birer kale ve yurt barındırıyoruz. Hepimiz çatımızın altında, kapımızın arkasında kendi dünyamızın güvenliğini sağlamak istiyoruz. Hayattan beklentilerimize göre tehlikelerimiz de değişiyor…

Nasıl geçtiğini bilmediğimiz zamanların insanlarıyız. Hayat herkesi imkanları ve imtihanları doğrultusunda bir yere koyar. Olduğumuz yerde kalmak için bizi sınavdan geçirir. Bulunduğumuz yeri korumak bizim elimizde gibi gözükür. Toplumsal olarak yaşanan hayatın penceresinden bakınca bu hiçbir çağda kolay gözükmüyor.

Bugünümüzün büyükleri olan eskinin gençleri, tabiri caizse suya yolunu buldurmak için önce akacağı yolu oymak, dağdan, tepeden hendekler kazıp taşımak zorundaydı. Şimdilerde biz bugünün yetişkin gençleri olarak, gene tabiri caizse hazır yolundan evimize akan sular için, zamanında büyüklerimizin ödediği bedellere rağmen tekrar bedel ödeyerek, toplumsal olarak sunulmuş olan bireysel hendeklerimizi dolduruyoruz. Amacımız bir kürek toprak daha atarken düşmemek. Tabi bu süreçte bazımız sıkılıyor, oturuyor. Kimimiz türkü çığırıp saz çalıyor. Kimimize küreği küçük geliyor. Bazımız yorulup hendeğe atlıyor. Bazımız bazımızın ayağını kaydırıyor. Bu böyle sürer gider.

Nefes alırken yorulduğunuz oldu mu hiç? Hani akciğerden değil de böyle ruhundan gelen bir yorgunluk. Düşündükçe zihninin uyuştuğu cinsten bir yorgunluk. Evet, işte o, bildiniz.

Hepimizin oluyor. Adını koyamıyoruz bazen. Adını koysak aksiyon alamıyoruz. Hadi diyelim harekete geçtik. O an bitsin istiyoruz. Her işini sakin ve yavaş halledenimiz bile tazı kesiliyor bu duruma gelince. Nedeni için her uzmandan farklı bir yorum gelebilir. Hepimizin sebebi başkadır bence.

İçinde bulunduğumuz bu durumu anlatmak ve iyileşmek için bazılarımız doktor yolunu tutuyor. Bazılarımız arkadaş, kardeş, yoldaş ile konuşarak çözüm arıyor. Hep bir kendini ifade etme ihtiyacı, hep bir anlaşılma çabası. Bazen diyorum “ne gerek var”. Kendimizi ifade edelim derken ihmal ediyor olabilir miyiz…

Konuşulduktan sonra geçmiyor bazı öfkeler, dertler, hüzünler, yorgunluklar. Aslında bunların bütünü bir yaraysa, hafifleyebiliriz. Peki iyileşmek için ne yapıyoruz? Yorulunca ne yaparsınız?

Hadi kendinize bir iyilik yapın ve durun. Düşünmeyin. Sadece durun. İyi veya kötü şu an hissettiğiniz duyguya odaklanın ve ona sarılıp size insanlığınızı hatırlattığı için şükretmeyi deneyin. Bu kendiniz için bir iyilik aslında, peki bireysel olarak kendimize yaptığımız her iyilik toplumsal bir çaba sayılmaz mı?

Bizler ne yaparsak yapalım bazen işler yolunda gitmez… Bizler ne planlarsak planlayalım, bazen anın içinde bulunurken yaptığımız veya yapmadığımız şey, geleceğe dair düşündüklerimizden daha önemlidir.

Sevgili okurlar, bir önceki yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Hepinize keyifli okumalar dilerim…

Nakşiye Çetin Duran

Ne Düşünüyorsun ?

15 Points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GIPHY App Key not set. Please check settings

Doğadaki Dengenin Mandala Sembolizmindeki İşleyişi

Doğadaki Dengenin Mandala Sembolizmindeki İşleyişi

Oryantasyon Nasıl Olmalı

Oryantasyon nasıl olmalı?